TEMEL SİLAH EĞİTİMİ · BAŞLANGIÇ

ÜCRETSİZ CEP KİTABI · KOLLUK VE SİLAH KULLANICILARI İÇİN

TEMEL SİLAH EĞİTİMİ

BAŞLANGIÇ

OĞUZHAN ŞENGÜL

SAYFA
81
BÖLÜM
08
GÖRSEL
47
TELİF HAKKI BİLDİRİSİ

Bu cep kitabı; evrensel kabul görmüş, genel geçer ve güncel olarak kullanılan bilgilerle kişisel tecrübe, bilgi ve becerileri içerir. Kitabın telif hakkı yazara aittir. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya yayımlanması durumunda maddi ve manevi tazminat talebiyle hukuki süreç başlatılacaktır.

SORUMLULUK BEYANI

Bu kitap yazarın kişisel bilgi, görüş ve mesleki tecrübelerini yansıtır. Herhangi bir kurum adına hazırlanmamıştır, hiçbir kurumu bağlamaz ve resmî bir eğitim dokümanı değildir. Ücretsizdir; satılmaz, ücret istenmez.

YAZARIN NOTU

Bu kitap; bireysel ve bilinçli silahlanma adına insanların doğru bilgiye ulaşabilmesi, kolluk görevlilerinin ise kaza yaşamadan bilgilerini güncel tutabilmesi için, hiçbir ticari kaygı gütmeden yazılmıştır.

İyi insanlar için yazılmıştır. Çünkü kötü insanlar bunu öğrenmek için zaten kitap okumayacaktır.

BÖLÜM 01 · S. 2

TEÇHİZATTA SİLAHIN KONUMU VE KULLANIMI

TEÇHİZAT VE KILIF

Teçhizatımızda bizi hayata bağlayabilecek, belki de hayattan koparabilecek bir ekipman vardır: silah. Silah, ölümcül güç ve maddi kuvvetin en şiddetli biçimidir. Doğru silah kullanımı, aslında doğru kılıf seçimiyle başlar. Kılıf seçiminde ucuza kaçılır; güvenlik önlemi olmayan, basit, hafif ve palaskaya sabitlenmeyen kılıflar tercih edilirse ihtiyaç anında zor durumda kalınabilir. Güvenlik önlemi olmayan bir kılıf, doğru kavramayı ve dolayısıyla istenen atışları olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple silah, insanı “vezir de edebilir, rezil de edebilir.”

Bir telefona bile binlerce lira öderken, her zaman yanımızda taşıdığımız ve bizi hayatta tutacak silahımıza neden iyi bir kılıf almayalım? Telefonumuza bu kadar bütçe ayırırken, hayata tutunmamızı sağlayan silahımız için uygun bir kılıfa yatırım yapmamız gerekmez mi?

KILIF SEÇİMİ

Üzerimizdeki teçhizatın ne zaman ve nerede gerekli olacağını bilemeyiz. Ancak unutmayalım: Bu ekipmanlar emniyet kemeri gibidir. Emniyet kemeri bazen konforsuz hissettirse de bir kaza anında bize “İyi ki takmışım.” dedirtir. Sonradan “Keşke...” dememek için teçhizatımızı eksik bırakmamalıyız.

Silah kılıfı, temel teçhizatımızın başında gelir. Kılıf seçiminin önemini şu sözle vurgulamak isterim:

SİLAH KAVRAMA KILIFTA BAŞLAR

Kılıf seçiminde dikkat edilmesi gereken iki temel mesele vardır:

Kılıfı konumlandırırken dikkat edilmesi gereken hususlar ise şunlardır:

Görsel 1, sayfa 4
GÖRSEL 01 · S. 4

BÖLÜM 02 · S. 5

TEMEL SİLAH EĞİTİMİ

GÜVENLİK VE DİSİPLİN

Bu bölümde, meslektaşlarımla birlikte 30.000 kişiye verdiğimiz eğitimlerde karşılaştığım sorulardan ve yaptığım değerlendirmelerden hareketle, benimsediğim temel silah eğitimi yaklaşımını aktaracağım. Yazılı anlatımda ses tonundan, jest ve mimiklerden yararlanamadığımız için sade ve anlaşılır bir dil kullanacağım. Kolluk görevlileri olarak amacımız, görevimizi tamamlayıp günün sonunda evimize sağ salim dönmektir. Suçla mücadele ederken, diğer meslek gruplarına göre hem hayatımızı kaybetmeye hem de bir başkasının hayatına son vermeye daha yakınız. Bu nedenle silahla yakın teması olan herkes için silah kullanımında ve eğitiminde öncelik güvenliktir.

1. Güvenlik

Güvenlik, temelde kişinin hayatın doğal akışı içinde, vücut bütünlüğü bozulmadan yaşamını sürdürebilmesidir. Bu kavram farklı biçimlerde yorumlanabilir. Silah kullanımı ise hayatın doğal akışını bozabilecek en önemli etkenlerden biridir.

Örneğin Kızılay’da kullanılan bir silah, pek çok insanın hayatının doğal akışını bozar. Bu açıdan silahlar, güvenlik kavramıyla zıt bir ilişki içindedir. Doğru eğitim alınmaması veya silah kullanımının bu konuda yeterli bilgisi olmayan kişilerden öğrenilmesi, güvenliğe aykırı davranışlara yol açar. Bu nedenle doğru eğitmeni seçmek çok önemlidir. Silah eğitimlerinde güvenliği sağlamak ve hayatın doğal akışını korumak için kullandığımız disiplinler ve yöntemler vardır. Güvenliğin temelinde disiplin yer alır. Bu kavram, eğitimimizin ve hayatımızın en başında bulunmalıdır.

1.1. Disiplin Nedir?

Disiplin, gündelik yaşamın kurallı ve düzenli biçimde ilerlemesini, kişilerin toplumun genel düşünce ve davranışlarına uyum sağlamasını amaçlayan önlemler bütünüdür. Daha basit bir ifadeyle, yokluğunda sorunlarla karşılaşılan bir yaşam biçimidir. Disiplinin olmadığı yerde kan ve gözyaşı olur. Bu nedenle disiplin, kendimizin ve ailelerimizin üzülmesini önlemek için alacağımız en temel önlemlerden biridir.

Silah eğitimlerinde güvenliği sağlamak için kullandığımız iki temel disiplin vardır. Bunları birer yaşam biçimi olarak görüyorum. Çünkü özellikle bazı meslek gruplarında tabanca, kişinin hayatının pek çok anında yanındadır: görevde, tatilde, arkadaşlarıyla veya çocuğuyla vakit geçirirken, kafede... Bu nedenle söz konusu disiplinlerin de yaşam biçimine dönüşmesi gerekir. Bunlar şunlardır:

1.1.1. Silahın Namlu Disiplini (Ön Disiplin)

Görsel 2, sayfa 7
GÖRSEL 02 · S. 7

Herkes, zarar vermek istemediği canlı veya cansız bir varlığa silahını yöneltmemesi gerektiğini bilir. Buna rağmen kazaların neden yaşandığını merak ettiniz mi? Çünkü kullanıcı, bu cümleyi doğru değerlendiremiyor; kuralın yalnızca atış sırasında geçerli olduğunu düşünüyor.

Şöyle ki, hayatınızın her alanında silahınızı gözle görülür pozisyona getirdiğiniz zaman, yani silahınızı kılıfından çıkardığınız her durum aslında zarar vermek isteyip istemediğinize karar verdiğiniz andır. Diğer bir ifadeyle silahınızı çıkardığınız her durum namlusunu doğrultup doğrultmama kararı aldığınız andır. Namlusunu doğrulttuğunuz her durum da zarar verip vermeme kararı aldığınız andır.

Namlu disiplinini örneklerle açıklayalım:

Örnek 1: “Karşımda bıçaklı bir şahıs var. Uyarılarımı yaptım, kendimi tanıttım. Mesafemi korumaya çalışıyorum ama alanım dar. Silahımı çıkardım ve doldurdum. Suç işleme şüphesi olan kişiye silahımı doğrulttum. Bu durumda namlu disiplinine uyuyor muyum, uymuyor muyum?”

Örnek 2: “Kadro atışına geldim ve bütün atışlarımı bitirdim. Yere düşen şarjörümü almak için elimdeki silahla eğildim. Şarjörümü alırken silahımın namlusu bacaklarımı veya yanımdaki arkadaşımı gösterdi. Atış zaten bitmişti, öyle değil mi? Silah da boştu. Peki şu anda namlu disiplinine uyuyor muyum, uymuyor muyum?”

Birinci örnekte karşımda bıçaklı bir şahıs var ama kontrol tamamen bende. Silahı kullanıp kullanmama kararı bana ait. Her şeyi analiz ediyor ve namlu disiplinine hâlâ uyuyorum. Dolayısıyla canlı bir organizmaya silahımı doğrultmama rağmen namlu disiplinine uyuyorum.

İkinci örnekte önemli bir fark var: Atışta bütün güvenlik önlemlerini almış olmama rağmen ciddi bir disiplin hatası işliyorum. Zemin toprak olduğu için büyük ihtimalle kurşun sekmeyecektir. Keza silahımın namlusu arkadaşımın bacaklarına tam olarak yönelik de değildir. Fakat bunların hiçbir önemi yok. Çünkü kontrolü tamamen kaybetmiş haldeyim. Elimde silah değil, alelade bir nesne tutuyor gibiyim. Tehlikenin farkında değilim. Metnimizin başlangıcında dediğimiz gibi güvenlik açığı oluşturmuş, bu sebeple de disiplini bozmuş durumdayım.

Görsel 3, sayfa 10
GÖRSEL 03 · S. 10

Örneklerden de anlaşıldığı üzere namlu disiplini dediğimiz husus, esasen kontrolün tamamen kullanıcıda olduğu, kararı kendisinin verdiği, konuyu ihtimallere bırakmadığı, tabancanın ön tarafının nereye denk geldiğini sürekli görüp analiz ettiği ve neticede canlı veya cansız kime zarar vereceğine kendisinin karar verdiği andır.

Bu disiplinin kazanılmaması, öğrenildiği hâlde uygulanmaması veya hafife alınması, hayata mal olabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Daha eğitimin başındayken bu disipline gereken önem verilmelidir. Çünkü şu anda silah elinizdedir ve namlusunu her an doğrultabilirsiniz.

1.1.2. Tetik (Parmak) Disiplini

Silah kullanımından söz ederken işaret parmağını artık farklı bir adla anıyoruz: tetik parmağı.

Görsel 4, sayfa 11
GÖRSEL 04 · S. 11

Yukarıda bahsettiğimiz namlu disiplini ve şu an bahsedeceğimiz tetik disiplini etle tırnak gibidir. Her ikisinin olması durumunda gündelik hayatınıza özgür ve sağ bir şekilde devam edebilirsiniz. İki disiplinden birine sahip olmanız sizi bazı kötü sonuçlardan korur, her ikisine sahip olmanız ise sizi ‘hata’ anlamındaki bütün kötü sonuçlardan korur. Buna karşın birinin göz ardı edilmesi, yukarıdaki örnekte görüldüğü üzere, birtakım kötü sonuçlara sebep olabilir. Ancak her ikisinin aynı anda göz ardı edilmesi yüksek ihtimalle çok kötü ve istenmeyen sonuçlara sebep olacaktır.

Tetik (parmak) disiplini, atışa karar vermediğimiz durumlarda parmağımızın tetik korkuluğunun dışında durmasıdır. Biraz daha açarak ifade edecek olursak tetik, silahımızın ateşlenmesini sağlayan, tabanca üzerindeki en son parçadır. Çok hassas bir şekilde ve çok küçük bir enerjiyle çekirdeğin silahımızdan çıkmasını ve geri dönüşü olmayacak bir şekilde gitmesini sağlar. Tetiğe basma kararı tamamen kullanıcıya aittir. Dışarıdan gelen bir komutla değil tamamen adrenalin ve o anda yaşadığımız durumdan kurtulmak için silahı kullanmaya veya kullanmamaya karar veririz.

İşte tetik disiplini diye adlandırdığımız şey burada başlar. Şöyle ki vereceğimiz karara kadar silahın biz istemeden aktif hâle gelmemesi için (patlamaması) aldığımız önleme tetik disiplini denir. Yani tetik parmağımızın tetikten uzakta, dışında, tetiğin içinde ve üzerinde bulunmamasıdır.

Görsel 5, sayfa 12
GÖRSEL 05 · S. 12

İnsanlar irkilme, korkma veya savunma durumunda yumruklarını sıkmak ister. Bu, bebeklikten itibaren gelişen bir reflekstir. Bu nedenle en küçük harekette devreye girebilen ve onarılmaz sonuçlara yol açabilen bir silahın hassas tetiği üzerinde parmak tutmak, en hafif tabirle tecrübesizlik ve acemiliktir.

Unutmayalım ki bu disiplinlere uymadığımızda, genelde yaşadığımız silah kazalarında hep en sevdiğimiz, en yakınımız zarar görecektir. Bu iki disiplini silah ile aynı ortama girdiğiniz andan itibaren sürekli kullanmanız durumunda normal yaşantınıza devam edebilirsiniz. Aksi halde bu yaşantı bir noktada hata ve kazalarla karşılaşacaktır. Değerli bir dostumun ifade ettiği gibi:

“Kardeşimin kanı, elimi yıkamakla geçmez.”

Silahımızı güvenli bir pozisyonda taşıyabilmek ve eğitimlerimizi güvenle sürdürebilmek için bu iki disipline mutlaka uymamız gerekir. Çevremizde bu disiplinlere uymadan silah kullanan kişiler varsa onları uyaralım. Uymamaya devam ediyorlarsa sevdiklerimizle birlikte ortamdan uzaklaşalım. Çünkü böyle bir ortamda, tetiği çeken kişi kadar çevresindekiler de zarar görebilir.

BÖLÜM 03 · S. 14

SİLAH TEMİZLİĞİ

SİLAHIN HALLERİ

(Dolu Halden Boş Hale Getirme)

Silah temizliği ifadesini duyduğunuzda aklınıza sadece silahınızın bakımı, üzerindeki kurum ve yağların arındırılması geliyorsa, önemli bir bilgi ve algı eksikliği var demektir.

Silahta temizlik diye adlandırdığımız kavram, aslında poligonlar içerisinde aşina olduğunuz ve hatırladığınız üzere, silahınızın dolu hâlden boş hâle getirilmesi anlamına gelir. Peki bu hâl ve durumlar nelerdir ve bunlar arasında nasıl geçiş yapılır?

Silahımızın üç temel hâli vardır:

1. Boş Hali

Görsel 6, sayfa 15
GÖRSEL 06 · S. 15

Silahın boş hâli şarjörünün takılı olmadığı ve mermi yatağının kontrol edildiği halidir. Unutulmamalı ki silahın boş hâli, silahı boşaltan kişi için geçerlidir. Eline silahı yeni alan herkes için durum başa döner ve boşaltma işlemini bizzat yapması gerekir. Yani eline yeni silah alan kişi için o silah boş değil, her zaman doludur. Silahların o an başkası tarafından dolu hâlden boş hâle getirilmesi, silahı eline alan kişi için güvenli olduğu anlamına gelmez.

Ayrıca silah boş hâle getirilerek kılıfa takıldıktan sonra herhangi bir şey anlatmak için tekrar çıkarılırsa yeniden temizliği yapılmalıdır; yani elinde bulunan kişi tarafından tekrar dolu hâlden tamamen boş hâle getirilmelidir. Çünkü silah kılıfa geçirildiği anda kişinin elinden çıkmış demektir; anlık da olsa kontrol dışında kalmış olmaktadır. Başkası tarafından dolu hâle getirilmiş olabileceği düşünülmelidir. Bu düşünceden dolayı silahın artık tam dolu hâle geçtiği kabul edilmelidir. Nitekim yukarıdaki bölümlerde silah kılıftan çıkarıldığı anda namlu ve tetik disiplinine mutlaka uyulması gerektiği vurgulanmıştı. İşte bunun sebebi de kılıftan yeni çıkan silahın tam dolu olduğunun kabul edilmesidir.

2. Yarı Dolu Hali

Görsel 7, sayfa 17
GÖRSEL 07 · S. 17

Silahın atım yatağı, diğer bir ifadeyle mermi yuvası tarafınızca kontrol edilmiş ve boş olduğu kanaatine varılmıştır. Bununla beraber, fişek doldurulmuş şarjör çek-kur-at için tabancanın içerisinde beklemektedir. Geriye sadece sürgünün çekilip bırakılması kalmıştır. İşte tabancanın bu hâli yarı dolu halidir. Bu durum silahı ateşlenebilir ve kullanılabilir hâle getirme aşamasıdır. Atım yatağına fişeğin sürülmesinden bir önceki haldir.

3. Tam Dolu Hali

Görsel 8, sayfa 18
GÖRSEL 08 · S. 18

Silahın atım yatağında fişeğin bulunduğu ve gözle görülüp tasdik edildiği halidir. Bu hâl benim için silahımın o an tam dolu olduğu anlamına gelir. Şarjörün takılı olup olmaması silahın tam doluluğunu belirleyen ölçüt değildir. Atım yatağında bulunan her fişek tabancayı benim için tam dolu hâle getirir.

Görsel 9, sayfa 19
GÖRSEL 09 · S. 19

Burada dikkat edilecek en önemli husus silahın doluluğunu/boşluğunu tahmin veya ses ile belirlemeye çalışmamaktır. Birisinin doğrulaması veya yönlendirmesi de söz konusu olmamalıdır. Kontrolün tamamen gözlerle yapılması gerekir. Şayet ihtiyaç duyuluyorsa bizzat dokunarak da yapılabilir. Fakat kesinlikle geçmişe yönelik “zaten boştu” şeklinde tahminde bulunarak, “tok sesi geliyor, boş sesi geliyor” şeklinde dinlemeye çalışarak veya yanınızdakilerin “bu silah boş/dolu” şeklindeki yönlendirmeleri doğru kabul edilerek hareket edilmemelidir.

4. Silahın Halleri Arasında Güvenli Geçiş

Güvenlik konusuyla devam ediyoruz. Dikkat ederseniz hata ve kazaları önlemek için sürekli tedbir alıyoruz: namlumuzu kontrol ediyor, tetik parmağımızı içeri sokmuyoruz. Sürekli bir önlem ve kontrol süreci içindeyiz. Silahın hâlleri arasındaki geçiş de bu sürecin bir parçasıdır.

Biraz daha açmak gerekirse namlu ve tetik disiplinine harfiyen uydum, tabancamın ön disiplinini ve parmak disiplinini kaybetmedim. Ardından silahımın temizlik işlemini yaparken, yani silahımı dolu hâlden boş hâle getirirken üç temel duyumu (görme-dinleme-dokunma) kullanmalıyım. Atış yapıp yapmamam veya tabancamı doldurup doldurmamam mühim değil. Bu duyularım her an aktif olmalıdır. Duyularımı da sağlıklı kullanmak için hazır olduğuma göre artık şu önlemlerimi harfiyen ve sırasıyla uygulamalıyım:

4.1. Şarjörü ve Şarjör Yuvasını Kontrol

Silahımın şarjörünü şarjör yuvasından çıkarıyorum. Ardından şarjör yuvasını önce dokunarak parmaklarımla, sonrasında gözle kontrol ediyorum.

Görsel 10, sayfa 21
GÖRSEL 10 · S. 21

Burada özellikle vurgulamak istediğim nokta, parmaklarımla da kontrol etmemdir. Hava karanlık olsun veya olmasın, göz bazen görmek istediğini görür. Şarjör yuvası doluyken, hatta şarjör takılıyken bile boş olduğunu düşünebilirsiniz. O anki adrenalin, yorgunluk ve ruh hâli, doğru görmemizi engelleyebilir.

4.2. +1 Fişeğini Kontrol

Şarjör yuvasından emin oldum ama silahım hâlâ dolu olma potansiyeline sahip. Çünkü tabancalarda +1 denilen terim vardır. Bu terim şarjördeki fişeklerin haricinde ve atım yatağında (mermi yuvasında) bekleyen fişeği ifade etmek için kullanılır. 15+1 veya 14+1 denildiğinde, şarjörde 15 veya 14 fişek, namluda ise bir fişek bulunduğu ifade edilir. İşte bu ifadelerdeki +1 fişeklerin kesinlikle unutulmaması gerekir.

Şarjörün içindeki, yukarıda 15 veya 14 olarak belirtilen fişeklerden birinci adımda kurtuldum. Şimdi de +1 fişeği kontrol etmeliyim. Bu fişekten kurtulmak için tabancamızın sürgüsünü 3 kere ve tam anlamıyla sona kadar çekip bırakıyoruz. Dikkat edin! Çekme işlemi yapıldıktan sonra sürgüyü ileri itmiyoruz, sürgüyü bırakıyoruz. Yani sürgüdeki yayın görevini yapmasını sağlıyoruz. Ayrıca bir defa değil, iki defa değil, tam olarak 3 defa atım yatağının içini görerek çekip bırakıyoruz.

Görsel 11, sayfa 23
GÖRSEL 11 · S. 23

Gözlerimizle atım yatağımızı kontrol ederken çıkan sesle de kapak takımının hareketini duyuyoruz. Üçüncü çek işlemimizde kapak takımımız geri bağlıyor, özellikle karanlık ortamlarda atım yatağına dokunarak boş olduğundan emin oluyoruz. Dikkat ettiğiniz üzere bu işlemi yaparken hem gözlerimle kontrol ettim hem çıkan sesi dinledim hem de kapak takımımız geri bağladığında parmağımla kontrol ettim. Dolayısıyla üç duyumu kullanarak olası kazaların önüne geçmiş oldum. Bizim önceliğimiz güvenliğimizdir. Bu durumun birçok kazayı önlediğini pek çok kez gördüm ve yaşadım. Keza bu önlemin alınmaması durumunda gerçekleşen kazaları da gördüm.

4.3. Tetik Düşürme

Son güvenli geçiş aşaması ise eğitmenin gösterdiği ölü bölgeye veya canlı bulunmadığından emin olduğumuz bir bölgeye (kapalı alan ise köşelere) sanki ateş ediyormuş ve silah patlayacakmış gibi bir hassasiyetle tetik düşürmemizdir. Yalnız şunu belirtmeliyim ki silahın dolu hâlden boş hâle getirilmesi işlemi sırasında en çok rastladığımız kaza, sıralamanın karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple aşamaların dikkatle uygulanması kadar sıralamaya da riayet edilmesi son derece önemlidir.

Nitekim bu işlemlerin sırasıyla ve doğru bir şekilde yapılması olası kazaları engeller. Silah kullanıcısının ve ailesinin vücut bütünlüğünün bozulmamasını, hürriyetinden alıkonulmamasını sağlar. Unutmayalım ki kazalar ve alınan tedbirler ters orantılıdır. Tedbirler ihmal edilirse kazalar artar, tedbirler artırılırsa kazalar azalır veya hiç yaşanmaz.

BÖLÜM 04 · S. 25

HAZIR

HAZIR POZİSYONLARI

(45 Pozisyonları)

Silah kılıfında değil de eldeyken, kullanıcının ve çevresindeki canlıların güvenliği için doğru pozisyonda tutulması çok önemlidir. Bu pozisyonlar; kullanım alanına, çevredeki insan yoğunluğuna ve amaca göre değişir. Şimdi bu durumlardan ve pozisyonlardan söz edelim.

1. Alt Hazır (Alt 45)

Görsel 12, sayfa 26
GÖRSEL 12 · S. 26

Silahın atışa hazır bulunduğu ve kullanıcının en rahat ve doğal biçimde geçtiği atış pozisyonudur. 45 derecelik açıyla kollar aşağıda, tabanca kafa hizasına yakın pozisyonda göğüs ve tercihen çene hizasına yakın pozisyonda bulunur. Burada mühim olan tabancanın ön tarafının kullanıcının ayaklarını ve çok fazla önünü göstermemesidir. Karşısında bulunan saldırganın, şüphelinin kontrolünü, atış yapacak kişiye sağlar ve dışarıdan bakıldığında güvenli bir pozisyondur. Atış poligonlarında ve atış eğitimlerinde bu pozisyon çok güvenlidir ve ilk öğretilen pozisyondur. Gözler daima hedeftedir.

Çok güvenli olmasıyla beraber, eğer ki karşınızdaki şüpheli şahıs veyahut silahı çıkardığınız saldırgan kişi, size çok yakınsa silahınızla nişan hattı oluşturmanızı veyahut silahınızı kullanmanızı engelleyebilir. Çok dar alanlarda kullanımı, kullanıcıya zorluk yaratabilir.

GÖĞÜS HAZIR

Görsel 13, sayfa 27
GÖRSEL 13 · S. 27

Alt hazıra göre çok daha güvenli bir atış pozisyonudur. Göğse sıkıştırılmış silah ile alan hâkimiyetini artırır ve çok daha mobil atış imkânı sağlar. Aynı zamanda çok seri bir şekilde silahımızı korumamızı sağlayabilen bir atış pozisyonudur. Silah hâkimiyeti yüzde yüz bize aittir. Dar alanlarda silah hâkimiyetimizi artırır ve silahın elimizden alınmasını engeller. Elbette dezavantajı da vardır. Düşünmek, algılamak ve karar vermek için çok kısa bir süremiz var. Göğüs hazır pozisyonu sırasında namlu doğrudan karşıyı gösterdiği için operasyonel yürüyüş sırasında dost unsurları namlunun göstermemesine azami derecede dikkat etmeli ve namluyu dost unsurlardan kaçırmaya dikkat etmeliyiz.

Yüksek Hazır (Yüksek 45)

Görsel 14, sayfa 28
GÖRSEL 14 · S. 28

Yüksek hazır, alt hazırın tam tersidir aslında. Tabancamın namlusunun önünün yukarıya bakacak şekilde durup arpacığımın karşısından değil de, üstünden bakıyorsunuz gibi düşünün. Gözlerimle aynı hizada oluyor. Gözlerimi kesinlikle kapatmıyorum. Hiçbir zaman gözlerim kapanmıyor ve çevre görüşümü yüzde yüz sağlıyorum. İstediğim her şeyi görebiliyorum, sağ ve soldan çok rahat görüş alabiliyorum. Yüksek hazırı, aslında kendimizi korumak için ellerimizi

kaldırdığımız daha net bir dövüş pozisyonu gibi düşünebiliriz. Doğal bir dövüş pozisyonudur aslında. Böyle bir duruş bizi silah kullanmamız gerektiğinde rahat ve güvende hissettirecektir. Aslında alt hazır ve göğüs hazırının gerginliği yoktur bu pozisyonda. Dezavantajları içerisinde karşılık vermek ve atış yapmak için yine size bir zaman kaybı oluşturacak, ama yine de silah kullanmaya karar verdiyseniz, atış yapmak için vaktiniz olacaktır; alt hazıra göre daha seri tepki verebilirsiniz. Atıcılar, bu durumun aslında bir dezavantaj olduğunu savunuyor. Karşıdakini algılayabilme açısından, çok hızlı tepki verme imkânınız olduğu için alt hazıra göre daha az güvenli olduğu düşünülüyor.

Ama atıcılıkta siyah ve beyaz gibi net şeyler yoktur. Önünüzde arkadaşınız varsa veyahut kalabalık yerlerdeyseniz zemin fişeğin sekeceği kadar sert ise geçiş yaparken bunu kullanabilirsiniz.

Hazır atış pozisyonları yer, zaman ve konunun ehemmiyetine göre değişiklik gösterir. Ama kolluk için eğer silah kullanımı olacaksa bu pozisyonlardan birine mutlaka girilmesi gerekir. Tabancanın 90 derecelik dik aşağı gösterdiği veyahut elde namlunun her yeri göstererek tabancanın sağa sola sallandığı görüntüler hoş ve doğru görüntüler değildir. Profesyonellik algısından uzak, tamamen kolluğa yakışmayan görüntülerdir. Bu durumlardan sakınmalı ve profesyonel silah kullanımına her zaman dikkat etmeliyiz.

Güvenlik kısmını yavaşça sonlandırırken, burada öğrendiğimiz bilgileri tüm hayatımız boyunca, silahımız olduğu sürece kullanacağımızı unutmayalım. Eğitimin devamı boyunca “Güvenlik, güvenlik, güvenlik...” sözlerini daima duyacağız. Abartıyorsun diye bir güvenlik kırma önlemi olmaz, eğer ki

güvenlik ile ilgili bir tavsiye verildiyse mutlaka uygulanmalı ve kullanılabilirliği değerlendirilmeli.

BÖLÜM 05 · S. 30

ATICILIK AŞAMALARI

ATICILIK VE İSABET

Atıcılık becerileri geliştirilirken şu aşamalar birbirini izler:

1. Güvenlik

2. İsabet

3. Hız

Her aşama, bir öncekinin üzerine inşa edilir.

Eğer ki kullanıcı güvenli silah kullanımını henüz beceremiyorsa, bu kişiden herhangi bir atış yapması istenmez, beklenmez, silah kendisine gözetmen yanında değilken teslim edilmez.

Atıcı güvenlik konularında zafiyet yaşamıyor, bu konuları ciddiye alıyor ve eğitmen tarafından bir sonraki aşamaya geçmesi uygun görülüyorsa isabet aşamasına geçebilir.

Ben de şahsen kolluğun güvenlik konusunda sorun yaşamayacağını düşünüyor ve artık ikinci aşamaya geçmek istiyorum. Yeni konumuz, doğru ve istikrarlı biçimde isabetli atış yapmak.

İSABET

Görsel 15, sayfa 31
GÖRSEL 15 · S. 31

At, vur, övün.

Silah kullanımında kişiyi en çok mutlu eden şeylerden biri, isabetli atışlar yapmaktır. Ne var ki bizim silah kullanma kültürümüzde isabet, kimi zaman hızdan, hatta güvenlikten bile daha önemli görülüyor. Bu, tamamen yanlış bir yaklaşımdır.

İyi bir atıcının güvenli atış yapması çok önemliyken, geçmişten gelen eksik bilgilerimiz nedeniyle 25 metreden bir soda şişesini vurması bize etkileyici gelebiliyor. Oysa aynı kişi güvenlik disiplinlerine uymuyor; atıştan sonra namlusu yeri veya canlıları gösterirken parmağı hâlâ tetikte duruyor olabilir. Bu kişiyi başarılı saymak hatalıdır. Böyle bir atıcı, kazaya çok yakındır.

İsabetli atış, güvenli atıştan sonra gelir. Güvenlik zafiyeti varsa kilometrelerce uzaktan yapılan isabetli bir atışın bile önemi yoktur. Böyle bir atış başarı sayılmaz.

İsabetli atış yapmak için kendimizde nelere dikkat etmeliyiz?

Öncelikle hedefi net bir şekilde görmemiz gerekir. Eğer gözlerimizin herhangi birini dahi kapatıyorsak çift göz atış yapamıyorsak bizler isabetli atışa ihtiyacımız olduğu zamanlarda, adrenalin dolu durumlarda, çevre duyarlılığına en çok ihtiyacımız olduğu zamanlarda gözlerimizi açık tutamıyorsak, öncelikle bu sorunu ortadan kaldırmamız gerekir. İki gözümüz de açıkken hedefe bakarak isabetli atışlar yapmalıyız. Bunun için:

Önce gözde görüntünün nasıl oluştuğundan ve dominant gözün tespitinden söz edelim. Ardından kendimizle ilgili bu aşamayı tamamlayıp tabancamıza geçelim.

GÖZDE GÖRÜNTÜ NASIL OLUŞUR?

Çevremizdeki nesnelerden gözümüze ışık gelir. Bu ışık, gözde elektriksel sinyallere dönüştürülür ve optik sinir aracılığıyla beyne ulaşır. Beyin, bu sinyalleri işleyerek görüntüyü oluşturur. Böylece belli bir noktaya odaklanır ve isabetli atışlar yaparız.

Göz sağlığı normal olan bir insanın görüş açısı yatayda 178, dikeyde ise 135 derecedir.

Görsel 16, sayfa 34
GÖRSEL 16 · S. 34

Nişan hattı oluşturmak için gözlerimizin birini kapatmamız, bu açıları yarı yarıya düşürmemiz anlamına gelir. Sivil bir atıcı için veyahut hobi amaçlı bu atıcılık sporunu yapan biri için bu çok kötü sonuçlar doğurmaz ama kolluk için göz kapatıp atış yapmak diye bir seçenek mevcut değildir. Ne kadar hızlı bir atıcı olduğunuz veyahut çok istikrarlı ve isabetli atışlar yapmanız gözlerinizi kapatacağınız anlamına gelmez. Her ne olursa olsun gözlerimizi daima açık tutmalıyız. Bu şekilde eğitimlerimize devam etmeliyiz. Çift göz açık atış eğitimlerine devam edersek, buna adaptasyonumuzu sağlayacağız ve belli bir süre sonra atışlarımızı bu doğrultuda sağlayacağız. Bu, tamamen bir alışma sürecidir. İSABETLİ ATIŞ YAPMAK İÇİN LÜTFEN GÖZLERİNİZİ KAPATMAYIN. Belli bir süre sonra alışacaksınız. Çift göz atış yapmak için dikkat etmemiz gerekenler:

ÇİFT GÖZ ATIŞ

1- Dominant göz tespit edilmeli

Görsel 17, sayfa 35
GÖRSEL 17 · S. 35

Burada riskli bir konuya değineceğim. Edindiğim tecrübeler ve denemelerim sonucunda kazandığım bilgileri analiz edip kendimce oluşturduğum sonuçları aktaracağım. Dominant gözümüzü atış eğitimlerinde belirlemek için en temel yöntem, atıcının karşısına geçip, iki gözü açık şekilde atıcının elinde eğitim tabancası varken, tabancanın hizasının hangi göze denk geldiğine bakmak.

Eller yardımıyla da uygulanan yöntemler mevcut. Şahsi fikrim, en garanti sonucun tabancayla elde edildiği yönündedir.

Görsel 18, sayfa 36
GÖRSEL 18 · S. 36

Yukarıdaki görselde kişinin dominant gözü sağ gözüdür. Çünkü sağ gözü açıkken hedefe baktığında görüntüde herhangi bir kayma olmamaktadır.

Eller ile yapılan örnek bir dominant göz tespit görseli yukarıda yer alıyor. Dominant gözün tespiti neden bu kadar önemlidir? Atıcının yapacağı atışlarda tabancanın kendini hizalayacağı görüntü bu gözdür. Çocukluktan kaynaklı yanlış göz tespitinden veyahut hiç yapılmamasından dolayı atıcının doğru eline yönlendirilmemesi, çok kısa mesafe atışlarında bile hatalar olmasına neden olabiliyor.

İnsanlar bir gözleri dominant olarak doğarlar. Sağ elinizi kullanarak ve sağ gözünüz dominant olacak şekilde atış yaparsanız, atışlarınızda küçük düzeltmeler ile istediğiniz noktadan isabetli atışlar yapabilirsiniz. El ve göz farklılığının olduğu ters durumlarda müdahale etmek ve atıcıyı doğru yönlendirmek gerekir. Dominant gözle ilgili olarak,

Dr. Nimet Ünay Gündoğan’ın “El Tercihi ve Dominant Göz” adlı makalesini okumanızı özellikle tavsiye ederim.

Ellerinizi ileri uzatıp parmak uçlarınızın en sona geldiği alana kadar olan kısma giren her nesne, gözlerinizde kararsızlık oluşturacaktır. Ve beyin ister istemez odak için bir gözü seçerek odak belirlemek isteyecektir. Telefonlardaki portre modu gibi düşünebilirsiniz. Bizim burada yapmamız gereken sadece bekleyip istediğimiz noktada kendimize odak seçmek, atıcıların aslında çift göz atış yapamamasının nedeni daha çok buradaki sabırsızlıktan ve kolaya kaçmaktan kaynaklanıyor. Atıcı, tek gözünü kapatıp beyne odak seçme fırsatı vermiyor. Aslında olay sadece dominant gözün arpacığı kendi hizasına çekmesini beklemek bu sürede derinlikten dolayı oluşan diğer tabanca flu (sanal, zahiri) görüntüleri yok sayıp arpacığı hedefte doğru görebilmek. Tabii ki bu temel başlangıçta.

Ters göz dominansı konusunda benimle iletişime geçmenizi tavsiye ederim. Burada daha fazla ayrıntıya girerek kafa karıştırmak istemiyorum. Ancak çift göz atış için dominant gözünüzü mutlaka tespit etmelisiniz.

Atıcının dominant gözü tespit edildikten ve atıcı iki gözü açıkken tabancayı dominant gözünün önüne getirebildikten sonra, nişan hattı oluşturmaya geçebiliriz.

BÖLÜM 06 · S. 37

NİŞAN HATTI OLUŞTURMA

NİŞAN HATTI

Nişan hattı parçaları

Görsel 19, sayfa 38
GÖRSEL 19 · S. 38

Bu konuya geçmeden önce tabancanın bazı parçalarını tanımamız gerekir. Böylece kullanacağımız terimler zihnimizde daha kolay yer bulur. İlerledikçe diğer parçalardan da söz edeceğim. Şimdilik bilmemiz gereken iki parça, tabancanın üst kısmındaki gez ve arpacıktır.

Görsel 20, sayfa 39
GÖRSEL 20 · S. 39

Tabancayı istediğiniz gibi tutabilirsiniz şimdilik benim için tokalaşır gibi silahı tutmanız yeterli.

Silahı kavradığınızda gözünüzün önüne gelen çıkıntılı kısmın adı “gez”dir. Gezin içinden veya silahın üzerinden baktığınızda, silahın uç kısmında gördüğünüz çıkıntının adı ise “arpacık”tır. Üstteki ilk fotoğrafta olduğu gibi, yeni silahlarda arpacık farklı renklerde de olabilir.

Arpacığınızın farklı renkte olması özellikle kırmızı veyahut yeşil olması nişan hattını çift gözde oluştururken size çok büyük avantaj sağlayacaktır. Gezinizin arasında boşlukların geniş olması yakın mesafede hızlı atışlarda arpacığı çabuk yakalamanızı sağlarken, uzun mesafe atışlarda nesneler küçüldüğü için geniş gez

arpacık işimize yaramayacaktır. Kolluk olarak sizce bizim ihtiyacımız olan gez-arpacık ölçüleri ve renkleri nasıl olmalı? Bu sorunun cevabını sizlere bırakıyorum.

Şimdi doğru nişan hattı oluşturmaya geçelim.

Doğru Nişan Hattı Oluşturma

Silahımızı elimize aldığımız andan itibaren karşımıza gelen ilk nesne, karşımızda bulunan hedeftir. Tabancayı henüz hedefe yerleştirmeden önce odaklanmamız gereken nokta atış yapacağımız noktanın seçimidir.

Bu noktayı seçerken her zaman hedefte gördüğümüz en küçük yere odaklanmalıyız. Atıcıların genelde yaptığı en büyük hata kendilerine çizdikleri yeterlilik hissi oluyor. Atıcılıkta biraz doyumsuz olmak bize avantaj sağlayacaktır. Odağımızı oluştururken hedefte gördüğümüz en ufak noktaya odaklanacağız. Evet çift gözümüz açık hedefte atış yapacağımız, fişeğimizin çapının yettiği bir noktaya; örneğin 9 mm’lik bir noktaya bakacağız belki de çok daha küçük. Buraya odaklanıp orayı vurduğumuzu hayal ediyoruz.

Görsel 21, sayfa 41
GÖRSEL 21 · S. 41

Burada odaklanacağım nokta, X işaretinin tam ortası; yani iki çizginin birleştiği yer olacak. Tabancamı henüz kaldırmadığım hâlde bu noktaya odaklanmaya başlıyorum. Şimdi tabancamızı gözümüzün karşısında nerede tutacağımıza, gez ve arpacığı nasıl hizalayacağımıza ve hedefin neresine yerleştireceğimize bakalım.

Gezinizi ve arpacığınızı iki farklı materyal gibi düşünmeyin. Sanki bir dikdörtgen prizma vardı; ortasından spiral geçti, ortasından spiralin içinden geçtiği parçayı gez yaptılar, kalan artık parçayı da arpacık yaptılar.

Görsel 22, sayfa 42
GÖRSEL 22 · S. 42

Gez arpacığınızı arpacık tam gezin ortasında sağ ve solu eşit, arpacığınızın üst çizgisi de gezinizden dışarı taşmadan tam hedefin üstüne tutarak istediğiniz noktadan vurabilirsiniz.

Görsel 23, sayfa 43
GÖRSEL 23 · S. 43

Not: Bu anlattığım doğru nişan hattı, çift göz için geçerlidir. Eğer ki atıcı gözünü kapatırsa derinlik algısından kopar ve istediği noktayı vurmak için vuracağı noktayı görememesi gerekir.

Çift gözde ise arpacığını daima net görüp, gezi ve hedefi bulanık tam üstünde tutmalıdır. Bu çok mühim bir bilgidir.
Görsel 24, sayfa 44
GÖRSEL 24 · S. 44

Eğer ki atışlarınız bir noktada toplanıyor ve sürekli o noktayı vuruyorsanız gez arpacık hatası yapıyorsunuzdur. Gez arpacığınızda kayma olmuş olabilir. Ya da ters göz dominansı için detaylı bir araştırma yapmanız gerekebilir. Şunu unutmayın: Hiçbir zaman atış hatalarınızı düzeltmek için atış noktanızı değiştirmeyin, odaklandığınız noktayı değiştirmeyin, değiştireceğiniz kısım gezin içerisindeki arpacığın konumudur. Bir daha söylüyorum: “Atışlarım sola gidiyor, biraz sağ tarafa atayım.” diye bir seçenek yok. Bizim yapmamız gereken gezimin içerisinde arpacığımın yerini değiştireyim, gerekirse en sağa ve en sola gezimin içinde kaydırayım, hatamı tespit edeyim bunu kendim tabancamın içerisinde halledeyim. Hedef üzerinde bir odak değiştirmesi yapmayalım. Eğer ki böyle bir eğitim yaparsanız sokakta karşınıza çıkan bir konuda, bunu düşünemeyecek, benim silahım sağa veya sola kayıyor diye bir hesap yapamayacaksınız. Veyahut böyle bir hesap dahi yapsak bile nişan hattı oluşturacak bir nokta bulamayacağız.

Doğru nişan hattını oluşturduğumuzu düşünüyorum. Her silahın gez ve arpacığı farklıdır. Çalıştıkça bu farklılıkları tanıyacak, onları hedefte daha çabuk görmeye başlayacaksınız. Zamanla kas hafızanız, iki göz açıkken hizaya gelen gez-arpacık yerleşimini öğrenecek ve tabancanızı buna göre hizalayacaktır.

BÖLÜM 07 · S. 45

Doğru Tetik Ezme

TETİK

İşte asıl konumuz başlıyor:

Görsel 25, sayfa 46
GÖRSEL 25 · S. 46

Bu konuya küçük bir örnekle başlayalım. Çoğumuz araba kullanıyoruz. Her aracın kendine özgü motor gücü ve gaz tepkisi vardır, öyle değil mi? Gaz tepkisi, pedala uyguladığınız kuvvete aracın verdiği karşılıktır. Bazı araçlar çok güçlüdür; gaza dokunduğunuz anda sizi koltuğa yapıştırır. Bazılarıysa daha hantaldır ve hızlanması zaman alır. Tabancanın tetiğinin verdiği tepkiyi de gaz pedalının tepkisine benzetebiliriz. Burada aklınıza şu soru gelebilir: “Arabanın tepkisini tahmin edebiliyorum; hızlanacak. Peki tabancanın tepkisini nasıl kestireceğim? Ne zaman ateş alacağını nasıl öğreneceğim?”

Cevap çok basit:

Kuru Tetik

Kuru tetik diye adlandırdığımız kavram, silahımızın içerisinde fişek olmadan silahın ve çevrenin tüm güvenlik önlemleri alınarak yapılan tetik çekme ve ezme çalışmasıdır. Şimdi nasıl öğreneceğim, bu kuru tetik çalışmasında nelere dikkat etmeliyim?

Hata yaparak, deneyerek ve çalışarak bu tepkimeyi kendi kendinize öğreteceksiniz. Silah kullanmak ortalama zekaya sahip her insanın çok basit yapabileceği bir şeydir. Doğru nişan hattı ve doğru bir tetik ezmeyle istediğiniz noktayı vurabilirsiniz.

Tetiği tanımak; başlangıçtaki yumuşaklığın nerede sertleştiğini ve bu noktadan sonra ne kadar kuvvet uygulandığında tetiğin çekilmiş olduğunu öğrenmektir.

Başlangıç için, ortalama bir insanın ortalama bir mesafede tetik çekme işlemini genellikle 5 saniyeyi geçmeden tamamlaması gerekir. Eğer tetik ezme süreniz çok uzun ise, kafanızda bu süreç içerisinde çok fazla sorun meydana gelecek ve kaygı süreciniz çok artacak. Kafanızda şu sorular yankılanmaya başlayacak:

“Acaba silah ne zaman patlayacak?”

“Yanımdaki arkadaşım isabetli vurabildi mi?”

“Çok fazla ses çıkacak mı?”

“Yine mi aşağı gidecek?”

Stresten zaten yorulmuş kaslarınız, bu kaygıyla daha da yorulur. Sonunda “Lanet olsun, atayım da gideyim.” diye düşünmeye başlarsınız. Her zaman söylediğim bir söz vardır:

İyi atıcı, atıştan vazgeçebilen atıcıdır.

İyi atıcı, silahının tepkilerini tanır ve bu aşamaları doğru takip eder. İsabetli atış yapamayacağını anladığında ise vazgeçer.

Tetiğimi nasıl tanıyacağım?

Önce silahımızın boş olduğundan emin olalım. Güvenlik konusunda anlattığım önlemleri alarak silahımızı temizledik (kendimiz için tam dolu hâlden boş hâle getirdik).

Hedefimizin karşısına geçelim.

İki gözümüzü de açalım.

Hedefte en küçük noktaya bakalım.

Arpacığımızı vuracağımız noktanın üstüne koyalım, şuna dikkat edelim gezin içerisinde arpacığın boyu yukarı aşağı olarak eşit olsun, arpacık gezin üst çizgisini geçmesin ve sağ sol olarak arpacığı gezin içerisine koyduğumuzda gezin içerisinde oluşan boşluklar eşit olsun;

Parmağınızın tüm gücüyle tetiğe basın, tabancanızın ön namlu uç kısmı aşağı düşsün. Silahımız boş ve yüzde yüzlük bir güç ile

tetiğimize bastık. Sizin aslında yaptığınız hatanın tam karşılığı bu. “Hayır, ben yavaş tetik eziyorum” dediğinizi duyar gibiyim.

Maalesef doğru yerde yavaş tetik ezmiyorsunuz.

Bu sertçe tetiğe basma olayını boş silahla 4-5 kere yapmanızı istiyorum.

Şimdi aynı şeyleri tekrar edip gücü yavaşlatmanızı istiyorum. Yüzde 80’lik bir hızla tetiğinizi çekin. Evet yine silahım hızlı bir şekilde öne doğru eğildi. Sabırla okuyun; yapacağız. Sıkıldığınızı anlayabiliyorum. Şimdi biraz daha yavaş yapalım. Evet biraz daha yavaş yapmaya başlayınca, tetiğinizin arka tarafta sanki bir kilidi serbest bırakırmışçasına bir kilidi açtığını hissedeceksiniz. Anahtarı kapının deliğine sokuyoruz. 3 kere kilitlenmiş kapıyı 3 kere anahtarı çevirerek açıyoruz. İşte son ana geldik şimdi, 4. çevirme. Anahtarı bu kez çevirdiğimizde kapıyı açıyoruz. En başta kapıyı açmak için 3 kere çevirdiğiniz o anahtarın hiçbir ehemmiyeti yok. Asıl kısım o son anda kapıyı açarken çevirdiğiniz anahtar hamlesi.

Anahtarın son dönüşte size farklı bir tepki verdiğini bilirsiniz. Kapıyı defalarca açıp kapattığınız için anahtarın nasıl tepki vereceğini öğrenmişsinizdir. Her seferinde sona geldiğinizi ve kapının ne zaman açılacağını tahmin edersiniz, öyle değil mi? Çünkü bunu sürekli tekrar etmişsinizdir. Tabanca tetiğini de buna benzetiyorum. Belki de bu tetik, özgürlüğünüze açılan kapının kilididir. Kilidin ne zaman açılacağını bilmeden içeri girmeye çalışırsanız kapı yüzünüze çarpabilir. Bir örnek daha verelim.

ÖSS, LGS veya başka bir sınavın ilk 5-6 sorusunu düşünün. Bu soruların temel özelliği nedir? Genellikle basittirler: rasyonel sayılar, dört işlem, Türkçede cümlede anlam... Öyle değil

mi? Bunun amacı nedir? Öğrencinin kolay soruları hızla çözerek işlem gerektiren problemlere veya uzun paragraf sorularına zaman ayırmasını sağlamak değil midir?

Tetiğimizin en başındaki, o arka tarafta sertleştiği kısma kadar olan kısım da böyledir, eğer ki burayı hızlı bir şekilde geçebilirsek, arka tarafta sertleşen tetiği ezmek için kendimize zaman kazandırırız öyle değil mi?

Peki tetiğin arka tarafta sertleştiğini nasıl anlayacağım?

Çalışarak, tatbik ederek. Tabancanızı elinize alın. Hedefin karşısına geçin. Güvenlik önlemlerini unutmayın.

Gözlerinizi açın. Tabancanızı en küçük noktaya kaldırın. Gezin içerisinden, hedefin en küçük noktasında farklı renkteki arpacığınızı görün. Hızlı bir şekilde ezin ve arkada sertleştiği o duvar gibi olan yerde durmaya çalışın. Duramadınız mı?

Şu anda binlerce kişinin önündesiniz. Çünkü deniyorsunuz.

Şimdi aynı şeyleri tekrarlayın. Biraz daha yavaş ezin, durmaya çalışın. Olmadı mı? Hadi devam; olacak.

Bir daha deneyin. Biraz daha yavaş... Durun. Şimdi arka tarafta sadece ezmeniz gereken sertlik kaldı. Yavaşça tetiğinizi ezin. “O kadar yavaş ezin ki tabancanın bile bundan haberi olmasın.” Tık.

Öndeki irkilmeden kurtulduk.

Şimdi amacımız, öndeki kısmı 3 kere çevirdiğimiz anahtar kısmı gibi olan yeri hızlı geçip, kapının tam açılacağı, tetiğin tam patlayacağı yerde durmaktır. Rasyonel sayıları hızlıca yaptık, şimdi problemlerde dikkatli şekilde davranıyoruz. Başlangıçta, burada durduktan sonraki işlem de çok yavaş olabilir. Ama bu işlemi 4 saniyeye 5 saniyeye varmadan tamamlarsak güzel atışlar çıkarırız.

Burayla ilgili gelen sorular bazı tabancalarda bu hassasiyeti öğrenmenin zor olduğu, veyahut hissedilememesi gibi sorulardır. Ama genelde yüzde 90 bu tetik öğrenimi her insanda bir günde oturuyor. Tetik ezmede parmağın boğumunun kullanımı, başlangıçta hata yapan biri için çok sorun oluşturabilir, ama eğer ki tetiği tanıyorsanız, parmağını kullanmadan bile çok iyi atış yapan atıcılar var.

Unutmayın: İyi atıcı vazgeçer. Tetik ezme işlemi o anda istediğiniz gibi olmadıysa atıştan tamamen vazgeçin.

Haydi devam edelim.

Tetik Resetleme

Tetik tanıma işlemini tamamlayıp, tetiğimizin nerede sertleştiğini öğrenip kaygı süreci yaşamadan artık tetiğimizi 4,5 saniye içerisinde ön yol hızlı, duvara sertliğe geldiğimizde tam tersi kadar yavaş ezip istediğimiz noktaları isabetli bir şekilde vurabiliyorsak, artık tetik ezme işlemini birazcık hızlandıracağımız tetik “resetleme” işlemini öğrenmeye başlayalım. Hatırlar mısınız, tetik ezmede bir örnekten bahsetmiştik. ÖSYM sınavındaki kolay soruların hızlı yapılmasıyla beraber, tetiğin ön tarafının hızlı yapılmasının benzerliğini anlatmıştık. Sonrasında bir sertlik geliyor ve tetik ezmeyi yavaş yapıyorduk. Sınavda yapamadığımız, dönüp kontrol etmemiz gereken sorular olacak. Ama bu sorular en

baştaki kesin emin olduğumuz sorular değil. Kafamızı karıştıran zor kısım aslında geri döneceğimiz yer. Tetiğin ön kısmıyla işimiz kalmadı artık. Tetiğimizi reset diye adlandırdığımız yere kadar yavaşça açıyoruz. Peki bu işlemi nasıl mı yapacağız? Tek tek anlatıyorum.

Tetik Resetleme Nasıl Yapılır?

1- Normalde bu işlemi bilmeden atış yapan atıcı, tetiğe basıyor ve tetiğini tamamen bırakıyor. Sonrasında tekrar ön yol ve duvarla tetiğin sertliği ile karşılaşıyor.

2- Şimdi bizler tetiğimizi çekeceğiz, iğnemiz düşecek, normalden farklı olarak bu sefer tetiğimizi tamamen bırakmayacağız.

3- Tetiğimizi, ateşleyerek veyahut kuru çalışıyorsak, iğne düşme işlemi gerçekleştikten sonra artık tetiği yavaşça bırakacağız, duyduğumuz reset diye adlandırdığımız “tık” sesinden sonra tekrardan tetik ezme işlemi yapacağız.

4- Aşamaları her seferinde artık tetik ederken bu şekilde takip edeceğiz. Tetiğimize basacağız, tetiğimizi bırakmadan yavaşça reset sesini duyana kadar salıp tekrar tetiğe tamamen basacağız. İlerleyen zamanlarda hissederek gerçekleşecek bu. Tekrardan atışı yapacağız. Bu sayede komplike (sıralı) atışları daha istikrarlı, hızlı ve isabetli yapabileceksiniz.

Görsel 26, sayfa 53
GÖRSEL 26 · S. 53

Konuyla ilgili görsel yukarıda yer alıyor. Bir de görsel üzerinden anlatalım: Atışımı yaptım ve tetiğimi bırakmadım. Yeşil alana geçmeden, yalnızca kırmızı alanı kullanarak tetiğimi yavaşça açtım ve tekrar atış yaptım. Bunu her fişekte tekrarlayabilirim. Bu uygulama, atışlarımın hızında ve isabetinde istikrar sağlayacak.

Görsel 27, sayfa 54
GÖRSEL 27 · S. 54

Bu konu önemli olduğu için bir görsel daha ekledim.

Şu ana kadar öğrendiğimiz bilgilerle kendi eğitimimizi güvenli bir şekilde sürdürebilir ve isabetli atışlar yapabiliriz.

Artan suç oranları ile birlikte sadece durduğumuz yerden yaptığımız tek atışlar tam olarak suçla ve suçluyla mücadelede bizler için yeterli değil. Hızlı, isabetli ve komplike atışları (duble atışlar, kontrollü çiftler, baskı atışları ve farklı atış yöntemleri ve tipleri) doğru bir şekilde öğrenmeliyiz. Şimdi anlatacağım yeni konu bu atışları yaparken istikrarlı olunmasını sağlayacak doğru bir silah kavrama yöntemidir.

BÖLÜM 08 · S. 55

SİLAH KAVRAMA

SİLAH KAVRAMA

360 Derece Silah Kavrama

“Silah kavrama, kılıfta başlar”

Bu konuyu anlatmadan önce, silah kullanıcısı olarak bilmemiz gereken iki terim var: “atış aksı” ve “hizalama endeksi”. Bunların ne anlama geldiğini ve neden gerekli olduğunu önce sade bir dille açıklayacağım.

ATIŞ AKSI

Görsel 28, sayfa 56
GÖRSEL 28 · S. 56

Kunduz kuyruğunun yerini aşağıdaki görselde gösterdim. Benim “atış aksı” dediğim terim, aslında “namlu aksı” olarak geçiyor ve literatürde farklı biçimde anlatılıyor. Bu bilgiyi atıcı olarak kullanabilmek için kendi bilgilerimi de ekleyerek daha basit biçimde ifade etmeyi tercih ettim. Peki bu bilgiye neden ihtiyacımız var? Önce silahı kavradığımız ilk yere bakalım: kunduz kuyruğuna.

Görsel 29, sayfa 57
GÖRSEL 29 · S. 57

Bu kısımdan kavradığımızda, elimizin namluya olan uzaklığı ile silaha hâkimiyetimiz ters orantılıdır. Daha basit bir ifadeyle, elimiz namludan uzaklaştıkça silaha hâkimiyetimiz zayıflar.

Silahın geriye doğru uyguladığı geri tepme hareketini, elimizin karşıladığı ilk yer burasıdır; yani kuvvet yolu bu kısım. Biz bu kısımdan ne kadar uzaklaşırsak silaha olan hâkimiyetimiz o kadar zayıflayacak. Silahımızın kabzasının aşağı doğru upuzun olduğunu düşünün ve en altından tuttuğunuzu hayal edin. Ne kadar güçlü olursanız olun silah hâkimiyetimiz çok zayıf olacaktır. Çünkü silahın geri tepme enerjisini, elimizin silahın tutabildiğimiz arkasındaki en yüksek yerden karşılamamız gerekiyor. O yüzden kunduz kuyruğunu sağ elimizle olabildiğince yukarıya doldurmalıyız. Çünkü enerji ve geri tepme ilk olarak burada karşımıza çıkacak.

Aşağıda, atış aksı çok düşük bir tabancayı ve bazı tabancaların namlu aksı ölçülerini gösteren görseller yer alıyor.

Görsel 30, sayfa 58
GÖRSEL 30 · S. 58

Yukarıdaki görsel: Laugo Alien’ın atış aksı ölçüsü.

Görsel 31, sayfa 59
GÖRSEL 31 · S. 59

SIG ve Glock marka iki tabancanın aks ölçüleri.

Görsel 32, sayfa 60
GÖRSEL 32 · S. 60

Burada belli başlı bazı tabancaların namlu aksı ölçüleri var.

Görsel 33, sayfa 61
GÖRSEL 33 · S. 61

Bu karşılaştırma, doğru kavramayla hangi tabancada daha fazla hâkimiyet sağlayabileceğinizi gösteriyor.

Şu an yürüttüğümüz suçla mücadelede, ihtiyacımız olan istikrarlı ve isabetli birden fazla atışı yapabilmemiz gerekiyor. Çoğalan nüfus ile beraber, girdiğimiz olaylarda suçlu ile girdiğimiz silahlı olaylar 5 metrenin altında. Bu mesafeden nefes kontrolü ve parmağımızın boğumunun tam ortasıyla ezeceğimiz tetik ile suçla mücadele edemezsiniz. Önce doğru silahı seçmeli, doğru kavramayı yapmalı ve eğitimlerimizi sürekli tutmalıyız. Atış aksı dediğimiz şey daha doğru ifadeyle, silahı kavradığımızda elimizin silahın içerisinde bulunan namluya yakınlığıdır. Ne kadar

yukarıdan ve sert bir şekilde kavrarsak, silah hâkimiyetimiz o kadar artar. Ona uygun doğru bir tabanca seçimi de o kadar önemli.

Şimdi ikinci konu olan hizalama endeksine geçelim.

HİZALAMA ENDEKSİ

Görsel 34, sayfa 63
GÖRSEL 34 · S. 63

“Hizalama endeksi” kavramını da kendi ifadelerim ve bilgilerimle açıklayacağım.

Bu kavramla, atıcı silahını kunduz kuyruğundan kavradığında tetik parmağının (silahı tutan elin işaret parmağının) tetiğe göre doğrusal açısındaki eğimi kastediyorum.

Bu eğimin doğrusal bir şekilde tetiğe olan hizasına tam 90 derece dersek eğer, tam 90 derecenin altındaki her tabancanın hizalama endeksi yamuk olacaktır. Bunun atıcıya olan etkisi, doğrusal bir tetik çekmenin daha isabetli atışlar doğurabileceği kanaati. Şahsi fikrim, atış aksı düşük bir tabanca seçiminin, hizalama endeksi doğrusal olan bir tabancaya göre suçla mücadelede daha büyük avantaj sağladığı yönündedir.

Görsel 35, sayfa 64
GÖRSEL 35 · S. 64
Görsel 36, sayfa 65
GÖRSEL 36 · S. 65
Görsel 37, sayfa 66
GÖRSEL 37 · S. 66
Görsel 38, sayfa 67
GÖRSEL 38 · S. 67

Atış aksı ve hizalama endeksi olarak adlandırdığım kavramların artık daha anlaşılır olduğunu düşünüyorum.

Şimdi doğru silah kavrama yöntemine geçelim.

DOĞRU SİLAH KAVRAMA

Şimdi doğru silah kavrama yöntemini aşama aşama anlatacağım. Bir yönteme “doğru” demem, tek başına onun doğru olduğunu göstermez. Ancak sözünü ettiğim yöntem, dünyada pek çok atıcının kullandığı ve verim aldığı bir yöntemdir. Suçla mücadelede sıralı ve komplike atışlarda hâkimiyeti artırdığı gözlemlendiği için tercih edilmektedir.

Anlatacağım kavrama yöntemini aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz.

Görsel 39, sayfa 69
GÖRSEL 39 · S. 69

Burada yaptığımız silah kavrama yönteminde, silahın yüzey alanı tamamen kaplanmış, kunduz kuyruğu tamamen doldurulup, el avuç ayasının içi, tamamen namluya yaklaştırılmış, geri tepmenin geleceği noktada tabancaya doğrudan sağ elle karşılık verilmiş, yardımcı el ile silahın sağa sola kaçışına engel olunmuştur. Bu şekil silah kavramayı anlattığımda genelde karşılaştığım soru, elimize hareket eden kapak takımının (sürgü) zarar verip vermeyeceği sorusudur. Bunu yenmenin tek yolu bunu denemektir. Korkmayın, sizde denemeyeceğim. Bunu kendim binlerce kez denedim ve test ettim. Bununla ilgili videolarım sosyal medya hesaplarımda (han93.00) mevcut. Sizler de bunları buradan görebilir ve izleyebilirsiniz.

Eskiden söylenen şu sözleri artık unutmanızı istiyorum: “Kuş gibi tutacaksın; ne çok sıkı ne de çok gevşek.” veya “Kendine rahat bir tutuş bulmalısın.”

Bunları unutun. Rahat bir tutuş yapabilirsiniz, evet; yanlarında şelaleler akan, yemyeşil bir ortamda güvenli bir şekilde atış yaparken olabilir. Ancak bu bir eğitim olmaz. Eğitim sahaya en uygun şekilde olmalı. 15 fişeği atacağınız atış süresi en fazla silah çekmenizi de hesaba katarsak en fazla 3 saniye olsun. 3 saniye boyunca elinizin konforundan da biraz vazgeçebilirsiniz bence.

Görsel 40, sayfa 70
GÖRSEL 40 · S. 70

Bizim amacımız bir saldırıda olabildiği kadar çabuk bir şekilde saldırganı durdurmaktır. Ve kovboy filmlerinde öğretilen balistik derslerini artık unutabilirsiniz, çünkü şahsı durdurmak için sadece silahın çekilmesi ve çoğu kez yapacağınız tek atış suçlu şahsı durdurmak için yeterli olmayacaktır.

Silahınızı tutma şekliniz, saldırgan üzerindeki bu etkilerin ne kadar hızlı gerçekleşeceğini belirleyen en önemli faktördür.

İşte bu yüzden agresif 360 derece sıkı bir kavrama çok önemlidir.

Görsel 41, sayfa 71
GÖRSEL 41 · S. 71

Şimdi bu kavramanın nasıl yapıldığından aşama aşama söz edelim.

Önce baskın elimizle tek el kavramaya ve atış yöntemine bakalım.

Tek El Atış Kuralı

Öncelikle silahımı baskın elimle, okla yukarıda gösterdiğim görseldeki yeşil kısmın (kunduz kuyruğunun) en tepesine kadar

iterek sıkıyorum (%40 güç fazlası tetik parmağının kasılmasına neden olur) ve baskın olan elimin, tetik parmağını tetik korkuluğunun üstüne koyuyorum, akabinde kalan orta parmağımı sıkıca kabzayı çevreleyecek ve tetik korkuluğundan yukarıya doğru baskı yapacak şekilde sarıyorum,

Yüzük ve serçe parmaklarımla kabzayı çevreliyorum. Burası çok önemli; lütfen dikkatle okuyun.

Bu baskın elimin en altında bulunan yüzük ve serçe parmağım ile silahı kendime doğru çekiyorum; adeta namlunun aşağıyı göstermesine neden oluyorum. Sabırla okumaya devam edelim lütfen.

Baskın elimin başparmağını, uç kısmı yukarıyı gösterecek şekilde tutuyorum. Başparmağımla kapak takımına doğru sağ kullanıcı için sağ tarafa, sol kullanıcı için sol tarafa doğru bir bası yapıyorum. Evet bu aynı zamanda tek el atış kuralıdır. Aşağıda kendi

parmaklarımla gösterdiğim bir görsel yer alıyor.

Görsel 42, sayfa 73
GÖRSEL 42 · S. 73

Şimdi yardımcı elimizin pozisyonuna geçelim.

Çift El Silah Kavrama

Tabancanız kişiseldir; onu tanımanız gerekir. Bu aşamadan sonra tabancanızın nerede, nasıl tepki vereceğini çok iyi bilmelisiniz. Onu yakın bir dostunuz, hatta eşiniz kadar iyi tanıdığınızı düşünün. Silahımızı tek elle kavradık. Şimdi yardımcı elimizi de işin içine katıyoruz.

İstikrarlı, hızlı ve sıralı atışlar yapmamızı sağlayacak olan, yardımcı elimizdir.

Az önce baskın elimizle silahımızı kavradık, sıkı bir şekilde yukarıya doğru bastırdık, başparmağımızı yukarıya kaldırdık. Şimdi yardımcı elimizin başparmağını bu başparmağın yanına getiriyoruz, evet yan yana iki tane başparmak olacak.

Görsel 43, sayfa 75
GÖRSEL 43 · S. 75

Parmaklar dimdik bir şekilde yan yana olsun lütfen.

Şimdi devam edelim. Yardımcı elimizin dik olan başparmağını, sanki karşı tarafta bir yeri işaret ediyormuşçasına, karşı taraftaki hedefi gösterir edasıyla, namluyla aynı hizada olacak şekilde karşıya doğru eğelim (aşağıdaki fotoğraf). Evet kollarınız yanabilir, parmaklarınız kasılabilir, birazcık açma germe ile bu işaretleme çok işimize yarayacak. Evet, artık yeni bir parmak ismimiz var;

lütfen dikkat edin “HEDEF PARMAK” yardımcı elimizin başparmağıdır.

Görsel 44, sayfa 76
GÖRSEL 44 · S. 76

Anlattıklarımı uygulayarak ilerleyin. Kitabın sonuna yaklaşıyoruz; birazdan vedalaşacağız.

Şimdi her şeyi ayarladık; tek bir işlem kaldı. Yardımcı elimizi kapak takımının üstüne yerleştiriyoruz.

Kapak takımını takip ederek, yardımcı elimizi hedef parmağımızı, az önce silahı tutan havada duran başparmağın içine sokuyoruz,

lütfen dikkat: elimizi aşağıya doğru çekmiyoruz, hedef parmağımız karşıyı gösterecek şekilde namluyla paralel geriye doğru bileğimize kadar çekiyor, hedef parmağı karşıda, yardımcı el bileği tamamen baskın elin başparmağına yaslanmış bir şekilde durmalı. Hemen olmaması gereken görseli aşağıya koyuyorum.

Görsel 45, sayfa 77
GÖRSEL 45 · S. 77

Doğru olan kavrama şeklinde hedef parmağı, namlu ile aynı hizada olmalı ve namluyla beraber hareket etmeli. Namlu nereyi gösteriyorsa, hedef parmağı da burayı göstermeli.

Hedef parmağının doğru işaretleme biçimi.

Görsel 46, sayfa 79
GÖRSEL 46 · S. 79

Artık son iki baskıdan söz edeceğim. Yaptığınız her isabetli atış, suça ve suçluya karşı kendinizi koruduğunuz her an ve bir saldırıdan başarıyla kurtuluşunuz beni çok mutlu edecek. Efendimizin “İlmiyle amel edene, bilmedikleri öğretilir.” sözünün hikmetiyle, sizler sayesinde yeni bilgiler öğrenmeye devam edeceğim.

Şimdi geriye kalan iki baskıya bakalım:

Yardımcı elimizin 4 parmağı ile tetik korkuluğunun alt kısmında, sanki tetiği alttan yukarı kaldırır gibi yukarı doğru bir bası

yapıyoruz. Baskın elimizin yaptığı ileri bası, baskın elimizin serçe parmağının yaptığı geriye çekme baskısı ve yardımcı elin 4 parmağının baskısı silahın burada kilitlenip kalmasına neden olacak.

Ellerin birbiri üzerinde dururken açılmaması için, baskın olan elimizin başparmağı ile yardımcı elimizin üzerine sıkı bir baskı yapıp ellerimizi birbirine perçinlemek zorundayız.

Size yeni bir silah kavrama yöntemi öğrettim ve yeni bir gez-arpacık sundum.

Hedef parmağı hatırlıyor musunuz?

5 metrenin altında hedef parmağınızı doğrusal olarak namluyla hizalayarak koyduğunuz her noktaya yaptığınız atış gidecek. Artık arpacığınıza ihtiyacınız yok. Silahı çekin, sıkıca tutun, tetiğe basın; evet, kesinlikle hedefte olacaksınız. Bol bol kuru tekrar ile bunu kaslarınıza ezberletirseniz yapacağınız her atış yüzde 90 hedefte olacak. Ve daha güzeli mi?

Gerçekten doğru kavramayı yaparsanız, hızlı, isabetli ve art arda yaptığınız sıralı atışlar dahi hedefin içerisinde olacak.

Görsel 47, sayfa 81
GÖRSEL 47 · S. 81

Anlattığım kavrama yöntemini gösteren görsel.

Bu kitapta değinmediğim, ikinci kitabıma bıraktığım pek çok konu var. Buraya kadar sabırla okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim.

OĞUZHAN ŞENGÜL

BU KİTAP ÜCRETSİZDİR

30.000 kişiye verilen eğitimlerden süzülmüş bir yaklaşım. Satılmaz, ücret istenmez; faydalandıysanız paylaşmanız yeter. Bu kitaba sığmayan konuları ikinci kitapta topluyorum — duyurusunu Instagram'dan yapacağım.